Gülsev ÇETİNKAYA 10 dk. 15 dk.

 
Geçen yıl mayıs ayında bizim ufaklığa doğum günü sürprizi yapıp Paris’de ki Disneyland’a (Eurodisney) gittik. İtiraf etmeliyim ki büyülü masal dünyası ve eğlence parkları beni de benden aldı 🙂
Paris şehir merkezinin 32 kilometre dışında Marne la Vallee adı verilen yeni bir kasabada kurulan Disneyland’da iki tane park bulunur, Disneyland Park ve Walt Disney Studios Park. Disney Village adı verilen kısımda ise alışveriş
yapabileceğiniz yerler bulunmakta. 7 adet Disney oteli de parka çok yakın oteller bölgesinde yer almakta.
Parka  Paris şehir içinden de ulaşımınız çok rahat olacaktır.
Oldukça gelişmiş bir metro sistemine sahip olan şehirde gitmek istediğiniz her yere metro ile ulaşabilmeniz mümkün. Biz Paris havaalanına indiğimizde kırmızı Eurodisney otobüslerine (shuttle) binip Disneyland
otelimize doğru yol aldık, otelin lobisinin önünde indik neredeyse shuttledan.
Kısaca Disney otellerinden biraz bahsedeyim,  biz bu gezide mütevazi davranıp 5 yıldızlı olan oteli tercih etmedik, 3 kişi için astronomik rakam çıkıyordu, gece sadece uyumak için gireceğimiz otele o kadar para vermekte saçmalık
olacaktı zaten.
Park içi otellerin avantajları ve parkla uyumu es geçilmeyecek bir ayrıntı bence.  Her bir otelin ayrı ayrı konsepti var. Mesela Cheyenne, kovboy kasabası gibi. Sabah ve öğle saatlerinde Disneyland kahramanlarından biri, Mickey Mouse, Minnie Mouse, Daisy Duck, Donald Duck, Goofy, Pluto gibi karakterler otele gelip sizinle birlikte oluyor ve onunla ücretsiz fotoğraf çektirebiliyorsunuz, çocuklar bu kısma bayılıyor mesela. O kahramanla park içerisinde fotoğraf çektirmek ücretli. Yada restoran bölümünde onların servis yaptığı Cafe Mickey’de yüksek fiyata yemek yiyebilirsiniz, yaklaşık 3 kişi 150 Euro. Otelin başka bir ayrıcalığı ise dışarıdan gelen ziyaretçilere park sabah saat 10’da açılırken, bize saat 8’de açılıyor.
Park içi otellerde fiyata, oda, kahvaltı, gün ve kişi sayısına göre parklara giriş bileti ve fast pass bileti de dahil oluyor, bu önemli bir nokta.
Fastpass parkta gezerken bir tura katılacağınız zaman Fastpass ile uzun kuyruğun önüne geçebilirsiniz yani bu bilet size öncelik hakkını tanıyor. Çok kalabalık olmasa bile popüler organizasyonlara bu biletle giriş yapabilirsiniz.
Sabah otelde saat 8:00’da kahvaltımızı yapar yapmaz otelden kalkan shuttle ile parka geçtik, her 10 dakikada bir sizi parka götüren bir araç mutlaka var; ayrıca yürümeyi seviyorsanız 10 dakikada parka yürüyerek varabilirsiniz.
Parka girişte ilk gördüğünüz Walt Disney Stüdyoları girişi oluyor, bu parkın her alanında parka uygun sizi rahatsız etmeyecek müzikler duyuluyor, işin içinebüyü katan en önemli ayrıntılardan biride bu bence. Sonrasında ise parkta
çalışan tüm ekibin onlara baktığınız anda size hep gülümsemesi 🙂 üzerindeki kıyafet ve kostümlerin sizi harikalar diyarında hissettirmesi de paha biçilemez, burası büyülü bir dünya…
Disney Studios Park, film ve animasyon dünyası; Studio Tram Tour da sinema filmlerinde kullanılan yerler, aksesuar, patlamalar, sarsıntı, sel, yağmur, yangın,  gibi olayların filmlerde nasıl yapıldığını gösteren güzel bir tren yolculuğu olarak hizmet veriyor. Moteurs Action ise  film hilelerinin de size gösterildiği bir dublör gösterisi, ateşler, patlamalar, arabalar, motor gösterileri hepsi canlı ve heyecanlı.“Rock n’ Roller Coaster starring Aerosmith” ben binememiş olsam da eşim ve kızım çok eğlenceli olduğundan bahsede bahsede bitiremediler,  The Twilight Zone Tower of Terror serbest düşüşü sevenlere birebir, tur içindeki mekan ve görevlilerin ifadeleri bile çok ürkütücüydü :))) Crush’s Coaster, da beni benden aldı bir daha asla binmem sanırım. Bu parktaki hemen hemen tüm turlara katıldık, çocuklarınız için bazı turlara sizi almadan boy ölçümü yapılıyor, bu sebeple adrenalin severler bazen yalnız kalabiliyor.
Disneyland Park, 5 farklı bölümden oluşmuş.
Main Street Usa, Fantasyland, Frontierland, Adventureland ve Discoveryland.
Main Street’de alışveriş yapabilirsiniz, burası 1900 ‘lerdeki Amerika kasabaları gibi inşa edilmiş, çok hoşuma gitmişti ilk gördüğümde. Disneyland Railroad ile Main Street durağından binip tüm parkı keyifle gezebilirsiniz. Bu alanda gün içerisinde çeşitli showlara da denk gelebilirsiniz.

 

Fantasyland
Burası düşler ülkesi, peri masalları, prens ve prenseslerin  yaşadığı yer, pofuduk bir dünya. Küçük yaş grubuna 3 yaş gibi, hitap eden birçok aktivite burada mevcut.  En çok sevdiklerim içinde Peter Pan Flight var.

 

 

 

Frontierland
Bu bölüm ise vahşi batının keyifli dünyasında yolculuğa çıkarıyor sizi. Etrafta kovboylar, silahlar, at arabaları, Kızılderililer, açılıp kapanan bar kapıları var; Thunder Mesa Riverboat Landing ile mutlaka nehir turu yapın. Big Thunder Mountain tren turunu hiç kaçırmayn derim, sırası biraz fazla oluyor ama fast pass kullanın, Phantom Manor, hayaletli köşke çocuklarla girmeyin.

 

Adventureland
Bu kısım yetişkinlerin eğlence bölümü gibi gözükse de tam bizim ufaklığa göreydi 🙂 Burası bir macera adası, Robinson’un evini görmek için ağaca tırmanıyorsunuz, Karayip Korsanları tam da burada, Kaptan Hook’un Korsan
Gemisi, ip köprüler çok eğlenceli.  Pirates of the Caribbean; kayıklar üzerinde, karanlık tünel içerisinde geçen tur boyunca korkutucu korsanların arasından geçiyorsunuz, benim favori yerlerimden biri oldu 4 tur bindik. Aladdin’de bu kısımda.

 

Discoveryland
Discoveryland’da uzay, geleceğe ait turlar, astronomi gibi birbirinden güzel aktiviteler var. Space Mountain fazla sıra dışı hayatta binemeyeceğim roller coasterlar içerisinde. Star Tours’da bildiğiniz uzay mekiğine biniyorsunuz.

 

Parkta tüm gün çok yorulacaksınız biliyorum ama gece saat 23’den sonra başlayacak gece şölenine mutlaka kalın. Muhteşem bir gösteriyle kapanış yapıyorlar, havai fişekler, lazer show, sevilen kahramanların barkovizyon sunumu harika..

 

 

 

 

Bazı aktiviteler boy ve sağlık sınırlamalarına tabi, onun haricinde parklarda dilediğiniz gibi seyahat edebilirsiniz 🙂 Avrupa’nın malum havası göz önünde bulundurulursa seyahat esnasında yanınıza mutlaka yağmurluk alın…