Gülsev ÇETİNKAYA 0 dk. 0 dk.

Sanki doğru yerde değil gibiydi, anlam veremediği birçok mesele, başkalarının yanındayken anlamını yitiriyordu. Şöyle bir düşündü, artık gök gürültüleri kulak tırmalamıyor, şimşekler şekilden şekile girerek gökyüzünde desenler de oluşturmuyordu. Havadaki karanlık bulutlar gökyüzünü örtü gibi kaplamış, titreşim hissediliyor, yere kadar uzanan pencerenin kenarları tıkırtılar çıkararak sarsılıyordu.
Birden elektrikler de kesildi, iki adam ışıkları kontrol etmek için hareket ederken köşede duran sandalyeyi devirdi, aniden irkildi gölgesinin yarısı da kaybolmuştu korkudan.
Dükkanın dışında, yağmur insanın nefesini kesecek kadar sağanak yağmaya devam ediyordu. Üşüdüğünü fark edip masada duran sıcak kahvesine eliyle uzandı, gıcık yapan boğazını öhö yaparak düzeltip kahvesinden 2 yudum aldı. Burası bomboş, yani kimsenin oturmadığı bir ev gibiydi. Yağmurdan ve şimşekten korkan girmek isteyen herkes rahatlıkla girebilirdi diye düşündü..
Neyse ki çok uzun sürmeden ampülün ışığı rutubet kokan kasvetli ortamı aydınlattı. Karnının acıktığını fark etti midesinden gelen uzun sesten sonra, cebindeki son parasıyla kahve satın aldığını hatırlayarak midesine hüküm geçirmeye çalıştı 2 defa öksürerek. Gözlerini kapatarak, tam anlamıyla konsantre olmaya çalıştı. Son yudum kahvesini ağır bir edayla yağmur damlaları cama yeniden vurmaya başladığında içti. Vücudundaki tüm gücü toparlayıp tek bir noktaya kapıya baktı, gitmeliydi..
Şiddetli bir ses gökyüzünü aydınlatarak yine içini ürpertti, yakınlarda bir yere yıldırım düşmüş olmalıydı.
Bekledi uzunca bir müddet, bu arada bol bol da düşündü şanslıydı, sıcak bir yerdeydi.
Yağmur yavaş yavaş azaldı, neredeyse kesilmek üzereydi. Yukarı sokaktan akıp gelen sular bile ahengini kaybetmişti, karanlığın bile karanlığı bir parça aydınlanmıştı.
Dükkana ait fiziksel karanlık ile içerideki insanların ruhunun karanlığı arasındaki sınır çizgisi bile belirsizleşti.
Artık gitmeliydi, tekrar derin bir nefes alıp, tiz bir ses çıkardı hoşcakalın gibilerinden, eliyle kapı koluna dokunup çevirdi, artık yağmuru ve gökgürültüsü olmayan sokak başındaydı, toprak kokusunu derin derin ciğerlerine boşalttı….

Not: #blogfırtınası için yazıyorum
4.gün  Kafanızdan bir karakter atın ve onun hikayesini yazın.